İyi Aile -Kötü Aile yoktur...
Biz; bir çift yolda kavga ederken, müdahale etmemeyi öğrenmiş bir toplumumuz...Olayın ciddi bir kavga ile sonuçlanacağını bilsek bile son ana kadar karışmayız... İyilik yapmak, sakinliği korumak istesek de çekinerek dururuz kavganın yanında, bir köşede... Neme lazım, ortalığı yatıştırmak için müdahale etsek, kadın yada adam kavganın tam ortasında ya derse " Size ne !!"... Biz böyleyiz... Hem kavgamızı ederiz, hem de karıştırmayız 3.kişileri olayın içine...
Alışveriş merkezinde dolaşıyorum. Yürüyen merdivenlerden inerken, önümde duran orta yaşlı bir çift karşı taraftan yukarıya çıkan bir anneye bakıyorlar. Anne bebeğin pusetini dikleştirerek merdivenden çıkarmakta... Önümdeki kadın merdivendeki duruşları yan yana geldiği anda genç anneyi nazik bir dille uyarıyor..."Ah n'olur asansörden çıkın bir daha... Çok korkuyorum, düşer falan böyle"... Anne gülümsüyor..."Haklısınız, doğru söylüyorsunuz, asansörü bulamadığımdan böyle çıkmış olduk. Teşekkürler"...
Orta yaşlı kadın gülümseyerek, bebeğe bakıyor " çok güzel canım, maşallah"...
böyle bir dialoğu dinlemiş oluyorum yürüyen merdivenin arka basamağında...
Ben olsam müdahale eder miydim? Eğer bende o yaşta olsam çoluk çocuk büyütmüş, torun torba sahibi ve bu yanlışın farkında olsam, ederdim sanırım.
Anne "size ne!" demediği için, aslında çok önemli bir uyarıyı hayatına sokacağı için şanslı aslında... Yerinde bir uyarıydı, karşı taraf doğru yorumlayabildi...
Ya peki başka şekilde olsaydı bu dialog... Ya Kadın, annenin yapmış olduğu bu minik hatayı eleştirel bir dille uyarsaydı... Şöyle gibi " Olur mu canım, bir lokma çocuk böyle taşınır mı, hiç mi bilmiyorsunuz. ne biçim annesiniz" gibi...
Bence o zaman Anne ne derse desin haklı olurdu, ne kadar hata yapmış olsa da...
..........
Anne değilim(henüz) Ama tüm bu bir yıl verdiğim dersler sayesinde çocuklarla zaman geçirebildim...Çok şey öğrendim onlardan... Çok güzel şeylerdi öğrendiklerim...Sadece onlar değil, aileleri hakkında da çok önemli bilgilerdi bana aktardıkları.... Hepsi farklı farklı ailelerden geliyordu. Kreşte fotoğraflara bakarken daha iyi gördüm bunu... Bobo adlı oyuncak her hafta bir çocuğun misafiri oluyor. Fotoğraflar çekilerek hikayesini yazıyorlar geri geldiğinde okula Bobo...
Birisi bale dersine götürmüş Bobo'yu, diğeri anneannesinin bahçesinde tavuklarla oynamış Boboyla beraber... Çocuklar farklı... aileleri de farklı... Hepsinin aldığı eğitim, ilgi, şefkat ve imkan da birbirinden farklı...
Hangisi daha şanslı diye soramadım kendime... Hepsi şanslıydı bence...
ve eminim aileleri neyi doğru biliyorsa, ne verebiliyorsa çocuklarına onu veriyordu.
Hangimiz annelik -babalık eğitimi alıyoruz ki çocuk doğurmadan... Hangimiz bir çocuğun mutlak öğrenmesi doğru olan şeyleri net sıralayabiliriz ki... Onlar aslında kendi ailelerini seçerek geliyor ve hiç kimse diyemez ki bir çöpçünün oğlu çöpçü olarak yaşar... Hayat hepsine şansını, kendi doğrularını öğretiyor nasıl olsa...
Doğru olan onları sevdiğimizi hissettirebilmek, sevgiyle yetiştirebilmek...
Çocuklarla geçirdiğim dersler boyunca anne -baba olmayı daha iyi anladım.
İyi anne- iyi baba yoktur... Ama iyi olmak için elinden geleni yapan aileler vardır...
Bir öğrencim vardı kreşte… Sessiz, suskun... hiç derslere katılmayan.... Bir yıl Amerika’ ya gitmek zorunda kalmış ailesiyle... Ondan sonra böyle sessizleştiğini söyledi sınıf öğretmenleri... Hep içim parçalanırdı onu gördüğümde... İtiraf ediyorum, bazen ailesine de içten içe kızdığım oldu...
Ama düşününce bu benim haddim değildi... O çocuk onların çocuğu olmayı seçmişti. Ona üzülerek yaklaşmayı bıraktım, ailesine kızmayı da... Kendimce yargılıyordum çünkü... Ve biliyordum ki böyle suskun da büyümeyecekti. Belki ben göremeyecektim ileriki yıllarda nasıl olacağını ama biliyordum sadece... hissediyordum...
Annesi bir gün kreşe geldi. Karşılaştık kapıda... Sorunca söylemek zorunda kaldım. Oğlunun derslere katılmasa da çok dikkatli bir izleyici olduğunu söyledim.
Sözlerimin içinde ne yargı, ne de sitem vardı. Kadın gülümsedi ve bana özellikle teşekkür etmek istediğini söyledi. Derste gördüğü oyunları annesine evde anlatıp, beraber oynadıklarını söyledi.
Bir çocuk ne yaşıyorsa, onu yaşaması gerekiyordur ve dediğim gibi iyi –ya da kötü aile yoktur. Ben ailesine içten içe kızdığım anlarda görüneni görmüştüm sadece, ama bilemezdim ki asıl yaşanan diğer tarafta çok farklıydı. Sevindim bu gelişmeye ve bu olayla hayata katarak, öğrendiğim bilginin geçerliliğine...
Şansları bol, yolları açık olsun tüm çocukların...
Onların bu yolculuklarında, beraber hem yoga yapmak, hem de hayatı öğrenmekte
benim şansım olsun :)
BURCU ÇAĞLAYAN
Yogalin® Çocukyogası Eğitmeni
İstanbul
.

Figürler Aslı Gökçe Tömürer TARÇININ MUTFAĞI tarafından yapılmıştır.